
Batı Asya kökenli, gülgiller familyasından bir ağaçtır. İran’da 5 ya da 6 bin yıl öncesi yetiştirilen badem, İsrailoğulları tarafından Mısır’a, Yunanlılar tarafından da Avrupa’ya götürülmüştür.
Badem ağacı 6 ile 10 m yüksekliğe ulaşabilir. 70 ya da 80 sene de yaşayabilir. Nemli hava ve soğuktan hoşlanmaz. Işık ve güneşi çok sever. Kuru, taşlı arazide yetişir.
Daha kış bitmeden, yaprak bile açmadan pembemsi beyaz çiçek açar. Mart sonlarında çağlası toplanıp satılır. Çerez olarak yenilen çağlanın turşusu da yapılır. Olgunlaşan meyvelerin dış kabuğu kurur ve açılır. Kendiliğinden yere düşenler toplanır ya da dalları çırpılarak bademlerin yere düşmesi sağlanır.
Kuru bademden yağ çıkarılır. Çeşitli sanayi dalında kullanılan badem yağının yumuşatıcı ve yara iyileştirici özelliği vardır. Çerez olarak da tüketilen kuru badem, böbrek, mesane ve üreme yolu iltihapları, akciğer hastalıklarına iyi geldiği ayrıca zihin yorgunluğunu giderici özelliğe sahip olduğu söylenir.
Badem ağacının mitolojik bir de öyküsü vardır: Zeus bir rüya görür ve menisinden birkaç damla toprağa düşer. Bu birleşmeden Agdistis adında erdişi (hünsa, hermafrodit) bir varlık doğar. Diğer tanrılar onu yakalar ve hem kadın hem erkek olan bu yaratığın erkeklik uzvunu kesip atarlar. Bu organdan bir badem ağacı doğar. Irmak tanrısı Sangarios’un kızı Nana da bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne koyar. Bunun sonucunda gebe kalarak Attes adlı bir oğlan doğurur ve onu dağa bırakır. Onu bir teke besler. Attes büyür ve çok yakışıklı bir delikanlı olur. Sadece kadın kalan Agdistis ona âşık olur ve oğlanın peşinden koşup durur. Attes, ondan kurtulmak için Pessinus’a (Eskişehir/Sivrihisar Ballıhisar Köyü) kaçar ve orada kralın kızıyla evlenmeye kalkar. Düğün gecesi Agdistis çıkagelir. Onu gören Attes, çılgına döner ve erkeklik organını kesip atar ve oracıkta can verir.
Mustafa B. Yalçıner
Badem ağacı 6 ile 10 m yüksekliğe ulaşabilir. 70 ya da 80 sene de yaşayabilir. Nemli hava ve soğuktan hoşlanmaz. Işık ve güneşi çok sever. Kuru, taşlı arazide yetişir.
Daha kış bitmeden, yaprak bile açmadan pembemsi beyaz çiçek açar. Mart sonlarında çağlası toplanıp satılır. Çerez olarak yenilen çağlanın turşusu da yapılır. Olgunlaşan meyvelerin dış kabuğu kurur ve açılır. Kendiliğinden yere düşenler toplanır ya da dalları çırpılarak bademlerin yere düşmesi sağlanır.
Kuru bademden yağ çıkarılır. Çeşitli sanayi dalında kullanılan badem yağının yumuşatıcı ve yara iyileştirici özelliği vardır. Çerez olarak da tüketilen kuru badem, böbrek, mesane ve üreme yolu iltihapları, akciğer hastalıklarına iyi geldiği ayrıca zihin yorgunluğunu giderici özelliğe sahip olduğu söylenir.
Badem ağacının mitolojik bir de öyküsü vardır: Zeus bir rüya görür ve menisinden birkaç damla toprağa düşer. Bu birleşmeden Agdistis adında erdişi (hünsa, hermafrodit) bir varlık doğar. Diğer tanrılar onu yakalar ve hem kadın hem erkek olan bu yaratığın erkeklik uzvunu kesip atarlar. Bu organdan bir badem ağacı doğar. Irmak tanrısı Sangarios’un kızı Nana da bu ağaçtan bir badem koparıp göğsüne koyar. Bunun sonucunda gebe kalarak Attes adlı bir oğlan doğurur ve onu dağa bırakır. Onu bir teke besler. Attes büyür ve çok yakışıklı bir delikanlı olur. Sadece kadın kalan Agdistis ona âşık olur ve oğlanın peşinden koşup durur. Attes, ondan kurtulmak için Pessinus’a (Eskişehir/Sivrihisar Ballıhisar Köyü) kaçar ve orada kralın kızıyla evlenmeye kalkar. Düğün gecesi Agdistis çıkagelir. Onu gören Attes, çılgına döner ve erkeklik organını kesip atar ve oracıkta can verir.
Mustafa B. Yalçıner
Yöremiz Bitkileri 

