"Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım.Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur. Bence bir millete şerefin, haysiyetin, namusun ve insanlığın vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük ve bağımsızlığına sahip olmasıyla kaimdir. Ben şahsen bu saydığım vasıflara, çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasıfların kendimde mevcut olduğunu iddia edebilmek için milletimin de aynı vasıfları taşımasını esas şart bilirim. Ben yaşabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım. Bu sebeple milli bağımsızlık bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin menfaatleri icap ettirirse, insanlığı teşkil eden milletlerden her biriyle medeniyet icabı olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir hassasiyetle takdir ederim. Ancak,benim milletimi esir etmek isteyen herhangi bir milletin,bu arzusundan vazgeçinceye kadar,amansız düşmanıyım.
|
Anasayfa
Sümbül Gölü (Mustafa B. Yalçıner)Mustafa B. Yalçıner’in yeni öykü kitabı “Sümbül Gölü” okurlarıyla buluşuyor.Etik Yayınları tarafından basılan, 25 öykü ve 152 sayfadan oluşan kitabın kapak yazısında Öykücü Osman Şahin şöyle diyor: “…Yaşayan, soluk alıp veren, canlı, güçlü bir doğa, gözlem ve ayrıntı gücü gözlerden kaçmıyor. Çabuk okunan, anlık duyguların ırmağı içinde sözcükler akıp gidiyor. Otlar, ağaçlar, çiçekler, atlar, masalımsı öğeler, okuru hiç sıkmadan öyküler içinde yer buluyor. Okunmalı.” Yayın Yılı: Eylül 2009 İthal Kâğıt 152 sayfa 13,5x19,5 cm Karton Kapak ISBN: 9758565580 Dili: TÜRKÇE Fiyatı : 7 TL Mersin'de KİTAPSAN,Aydıncık'ta kırtasiyelerde Ayrıca internet aracılığla da satılmaktadır.
Toroslar'da Yaşam Erken Başlar. Bu öyküler, “kısa öykü” dedikleri ( ben, pek tutmuyorum bu terimi) türden oldukları için, Mustafa B.Yalçıner, Balzac ve Flaubert gibi, kişilerinin içsel ve anlıksal durumlarını, öyle derinliğine işlemiyor. Yalnız, o birikime sahip olduğunu gösteriyor. Mustafa, toplumsal çevreyi, kişilerin yaşadıkları doğayı, onların kişisel yaşam olgularını, anlıksal yansımalarının arkasındaki kurnazlıkları, ekinsel yozluklarını, özellikle yansıtmış. “Poyrazın Getirdiği Çocuk”’taki Hızır’ın gelişmiş insancıllığı, temizliği, “Binmesine Oynayacağız”daki çocukla Güllü’nün birbirlerinden sakladıkları cinsel istekleri, “Bedelen”deki İbil’in yozluğu, “Hayıt Tohumları”ndaki Apıl’ın sığlığı ve tutkusu, savlarımızın kanıtıdır. Bu kısa öykülerde, kişilerin davranışlarını biçimleyen ve yönlendiren gelişme süreci anlatılmıyor, ama kişilerin tutumları, o süreçleri sezdiriyor bize. Doğrusu, kısa öyküde, o süreçleri yansıtmak çok da kolay değil. Hatta, gereksizlikleri de savunulabilir. Kısa öyküde, bu süreçleri sezdirmek, bir başarıdır. Kuşkusuz, Dostoyevsky gibi yazarlar, bir öyküde de, kişilerin davranışlarını (özellikle başkişinin davranışlarını) ve tutumunu hazırlayan süreçleri yansıtmışlardır, ama her öykücünün, aynı ustalıkla “ruhsallaştırma” yapmasını bekleyemeyiz. Belki de Mustafa B. Yalçıner, bu süreçlerin yansıtılmasını, kısa öykü tekniğine aykırı bulmuştur. Mustafa daha yalın bir yöntem kullanıyor: Yaşanmış bir durumdan ya da verili bir izlenimden (Yayla Yolunda), dolaylı olarak doğmuş bir duygu, anıların ve kurguda egemen olan çağrışım gücünün etkisiyle, başka bir duyguya geçiyor, yeniden baştaki çıkış noktasına dönüyor. Ruhsallaştırma, duygunun diyalektiğine saygı duyularak yapılıyor. Zaten, tüm öykülerine bir betimlemeyle başlıyor. Uzamı ya da kişiyi ilk kavratıyor bize… VECİHİ TİMUROĞLU Forumdan...GERÇEMEK TAŞELİ YÖRESİ KÜLTÜR VE DÜŞÜN DERGİSİ
http://www.gercemek.blogspot.com/ İki Ayda Bir Yayınlanır.
|
Auteurs turcs en français
ÖykülerGERÇEMEKMakalelerOnay Bekleyenler |
|||||||||||||